Bu yazı işitme kaybının bir semptomu olarak kabusların çoğaldığını söylemiyor zaten bunu söylemek yanlış olurdu. Asıl anlatılmak istenen ise işitme kaybına sahip bireylerin günlük hayatlarında yaşadıkları zorluklarla bunların psikolojilerine etkilerinin olduğu bu etkilerin ise kabuslar ile ortaya çıkabileceği anlatılmak istenmiştir. Çünkü tedavi olmayan işitme kayıplı bireyler biz fark etmesek de gün içerisinde birçok zorluk ve sıkıntıyla karşılaşmaktadırlar. Tam da bu yüzden işitme kaybının tedavisi aksatılmamalı ve daha fazla ilerlemesine izin verilmemelidir.
Genel olarak, kabuslar travma deneyimlerini takip etme eğilimindedir ve yaygınlığı çocuklukta daha sık olmakla birlikte, yaşlandıkça azalır ve halk arasında ortak bir sorundur. Birçok çalışma total işitme kayıplı bireylerin normal işiten insanlara göre daha çok travmayla karşılaştığını belirlemişlerdir. Bazı araştırmalar, işitme engellilere karşı cinsel istismar ve kötü muamelenin, işitme engelli olmayanlara göre daha yaygın olduğunu (%50) göstermiştir. Ayrıca işitme engelli popülasyonda dürtüsellik, anksiyete, psikoz, depresyon, uygunsuz sosyal davranış, intihar ve sakatlık, travma sonrası stres bozukluğu, duygu durum bozuklukları, gelişimsel bozukluklar ve kişilik bozuklukları daha yüksek bulunmuştur. Bazı çalışmalar, sağır insanların daha olumsuz içerik, duygu ve daha fazla saldırganlık rüyaları gördüğünü çıkarmıştır.
Günümüzde işitme engelliler için yeterli psikiyatrik desteğin sağlanamadığı da bir geçektir. İşitme engelliler için işaret dili bilen ve kültürel açıdan yetkin psikiyatristlerin eksikliği vardır. İşitme kayıplı kişilerde travma sonrası depresyon, öfke, sinirlilik, cinsel kaygılar, gerginlik ve tuhaf rüyalar gibi etkileri olmaktadır. Travma sonrası en çok görülen uyku bozukluklarının en büyük sorunu kabuslardır. Kabuslar genellikle REM uykusunun ikinci yarısında meydana gelir ve nadiren bu uyku aşamasında meydana gelen kas tonusunun kaybı nedeniyle motor veya davranışsal aktivite içerir. Doğuştan sağırlıkta rüya içeriğine ilişkin çalışmalar, uyanıkken yaşadıklarını görmelerinin yanı sıra, rüyalarında sık sık sözel iletişim içeren olumsuz olaylara, duygulara ve daha agresif etkileşimlere sahip olduğunu göstermiştir.
Rüyalarda görülen sahneler gerçekte yaşanmamış olsa bile gerçekle her zaman gizli bir temelle bağlantılıdır. Ve rüyalar da bir duygunun hissedilebilmesi için örneğin işitme kayıplı birinin rüyasında biriyle konuşurken ondan hayal kırıklığı ile konuştuğunu anlaması için sesini duymasına gerek yoktur. Rüyada bu duyguların sanki bir çeşit telapatik bir yolla hissediliyormuş gibi görülür. Hatta bilim insanları (hobson ve schrell 2011) bu bilgilerden yola çıkarak rüya görmenin doğumdan önce de var olduğunu söyler.
İşitme kayıplı bireylerde travmaların daha fazla olmasının nedenine gelirsek bunun temelinde sosyal izolasyon ve sağlıklı bir iletişimin olmamasından kaynaklanır. Özellikle doğuştan işitme kayıplı bireylerde herhangi bir zeka geriliği olmamasına rağmen bilgi ediniminde güçlükler meydana gelmektedir. Ailenin sosyo ekonomik durumuna bağlı olarak çoğu doğuştan işitme engelli bireyin sağlıklı yaşıtlarına göre iletişimde ve akademik gelişimde geride kaldığı bilinmektedir. Bunun sonucu olarak da sosyal izolasyon, stres ve psikolojik baskı oluşur. Tüm bu baskılar daha fazla uyku bozukluğu ve kabuslara neden olabilmektedir.
Bu durumda olan kişiler işitme kayıplarını tedavi ettirirlerse gün içerisinde yaşayacakları stres, anlaşılmama korkusu, duyamama korkusu, sinirlilik hali, toplumdan kendini soyutlama gibi işitme kaybının neden olduğu kötü durumlardan kurtularak psikolojisini olumlu yönde etkileyecek ve kabuslarından kurtulacaktır. Eğer sizde de işitme kaybı olduğunu düşünüyorsanız ilerlemesine izin vermeden ve çok geç olamadan işitmenizi kontrol ettirmelisiniz.