Hiperakuzinin evrensel olarak kabul görmüş tek bir tanımı bulunmamaktadır. Örnek olarak; birçok kişiye göre rahat gelen ses şiddetini dayanılmaz olarak algılama, sıradan çevresel seslere karşı tolerans gösterememe, normal duyan insanların genelini rahatsız etmeyen seslerden rahatsızlık duyma, sese karşı uygun olmayan tepki verme ve herhangi bir sese karşı aşırı azalmış tolerans, çoğunluğun tolerans gösterebildiği çevresel seslere karşı olağan dışı hassasiyet gösterme ve sese karşı aşırı duyarlılık tanımları verilebilir.
Bu durum kişinin hayat kalitesini ciddi anlamda düşürür. Başlarda sadece gürültülü yerlerden uzak durmaya çalışırken zamanla çoğu insana göre sessiz gelen yerlerde bile rahatsız olmaya başlarlar. Ağır vakalarda kişi kendini eve kapatıp çıkmak istemeyebilir. Ayrıca bu hastalarda baş ağrısı, denge sorunları, koku ve ışığa duyarlılık gibi şikâyetler de görülebiliyor. Bu hastalarda onları en çok rahatsız eden sesler sorulduğundan ince seslerden kalın seslere, trafik gürültüsünden insan gürültüsüne kadar geniş bir bantta cevaplar alınmıştır.
Hiperakuzinin yarattığı duygu durumunun üzerinde duran bazı uzmanlar fonofobi ve misofonya terimlerini kullanmışlardır. Hiperakuzi, fonofobi ve misofonya birbirine benzer sübjektif olgulardır ve ayırt etmesi güçtür. Sese karşı düşük toleransın olması yalnızca hiperakuzi olduğu anlamına gelmez. Belirli seslere karşı korku duyma (fonofobi) veya tiksinme (misofonya) davranışı olabilir.
Misofonya belirli seslere belirli durumlarda olumsuz tepki göstermektir. Misofonya hastaları yumuşak ve kısık seslere karşı aşırı tepki verebilirler. Örneğin yemek yerken oluşan ağız şapırtısı kişide şiddetli olumsuz duygular oluşturabilir. Fakat daha şiddetli diğer seslerden (örn. müzik dinlemek) rahatsız olmazlar. Rahatsız edici sese verilen tepki genellikle çevresel durumla doğrudan ilişkilidir, sesin fiziksel karakteristik özelliği ikincildir. Mesela kişi kendi evinde belirli bir sesten çok rahatsız olurken aynı sesi bir arkadaşının evinde o kadar rahatsız edici bulmayabilir. Hastanın kişilik profili ve geçmiş olumsuz deneyimlerine bağlı olarak da misofonya oluşabilir.
Hiperakuzi Çınlama Habercisi Olabilir
Hiperakuzi hastalarının yüzde 90’ında çınlama da görülmektedir. Bu nedenle hiperakuzinin çınlama habercisi olabileceği ve her iki olgunun da benzer mekanizmalardan kaynaklanabileceği düşünülüyor. Kulak çınlaması ve hiperakuzi; anksiyete ve stres ile şiddetlenebiliyor. Ayrıca her iki durum için de depresyon görülme olasılığının oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Yaygın görülen bir rahatsızlık olmasına rağmen hiperakuzinin nasıl oluştuğu hakkında evrensel bir fikir birliği olmamakla birlikte yüksek gürültüye maruz kalma en yaygın neden olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle, mesleki gürültü maruziyeti ve gürültüye bağlı işitme kaybı başlıca risk faktörleri olarak gösteriliyor. Araştırmalar; profesyonel müzisyenlerin, özellikle de pop/rock müzik çalan ve kendilerini uzun süreli yüksek şiddette sese maruz bırakan kişilerin hiperakuziye yakalanma olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.