İşitme kaybı, en sık görülen sağlık sorunlarından biridir. World Health Organization (WHO) verilerine göre; 466 milyon işitme kayıplı birey bulunmakta, bu rakam da dünya nüfusunun %6’sına karşılık gelmektedir. Bu bireylerin %7’sini çocuklar, %93’ünü ise erişkinler oluşturmaktadır. WHO, işitme kayıplı birey sayısının 2030’da 630 milyon, 2050’de ise 900 milyona ulaşacağını öngörmektedir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2010 Sağlık Araştırması’na göre, Türkiye’de işitme cihazı kullanarak yaşamlarını sürdüren insanların oranı, toplam nüfusun %3,7’sini oluşturuyor. İşitme cihazı kullanamayacak derecede işitme kaybı olanların oranı da %0,1 düzeyindedir. Bu oranlar yaklaşık 3 milyon insanda işitme sorunu olduğunu göstermektedir. Bu sayının, gerek ekonomik koşulların iyileşmesi, gerekse yaşam koşulları nedeniyle önümüzdeki yıllarda hızla artması beklenmektedir. Gelişmiş ülkelerde ise işitme cihazı kullanım oranı %10 düzeyindedir. Yeni doğan işitme taramalarının yaygınlaşması sonucu, koklear implant (biyonik kulak) ameliyatlarının da hızla arttığı bilinmektedir.
İşitme cihazları yeni teknolojiler olduğu için toplumda hala daha tam kabul görmemiştir. Bu nedenle işitme cihazı kullanması gereken bir çok kişi toplumdaki bu ön yargıdan çekindiği için tedaviyi reddetmektedir. Günümüzde işitme cihazlarında kulak içi gözükmeyen işitme cihazlarına olan yoğun ilginin de temel sebebi budur. Halbuki kulak içi cihazların işitmeye ekstra bir avantajı olmadığı gibi üstene bir çok dezavantaja sahiptir. Yine de bir çok kişi işitme cihazı kullanmaktan çekindiğinden, kendine yakıştıramadığından ya hiç cihaz kullanmıyor ya da kulak içi bir cihaz kullanmayı tercih ediyor. Zamanla işitme cihazları kullanımı yaygınlaştıkça gözlük gibi sıradanlaştığında kullanım oranlarının artacağı düşünülmektedir.
Örnek olarak Amerika’da işitme cihazı gereksinimi olan yaşlı bireyler içinde cihaz kullanma oranı ortalama %20 olarak öngörülmekte ve geri kalan işitme kayıplı yaşlı nüfusun cihaz kullanmaktan kaçındıkları belirtilmektedir. Türkiye’de ise TUİK verilerine göre kullanma oranını %6-7’lerdedir. Bu da gelişmişlik seviyesi arttıkça işitme cihazı kullanım oranının yükseldiğine bir kanıttır.
Genel düşüncenin aksine işitme cihazı kullanımı yalnızca yaşlı nüfusta yaygın değildir. Aynı araştırmaya göre ülkemizde 15-24 yaş grubunun %4,1’i, 25-34 yaş grubunun %4,0’ü işitme cihazı kullanmaktadır. Bu istatistik sokakta gördüğünüz her 25 gencin birinin kulağında işitme cihazının olduğunu ifade etmektedir.
Maalesef toplumumuzda işitme cihazı yaşlılık belirtisi olarak gözükmekte ya da kullanan insanlar engelli zannedilmektedir. Bu algı tamamen yanlış ve yersizdir. Gerçekte gözlerimiz az gördüğü için nasıl gözümüzün derecesine göre gözlük kullanıyorsak kulağımızda az duyduğu için derecesine göre işitme cihazı kullanmamız tamamen doğaldır. Umarız diğer kötü önyargılar gibi bu önyargılarda zamanla yok olacaktır.